Mayıs 2008 için Arşiv

İskambil Kağıdı Falı

Salı, 13 Mayıs 2008

İskambil kağıtlarıyla fal bakmak yüzyıllardan beri rağbet gören bir usuldür. Ve nesilden nesile devredilen bir çok tarzları vardir. Kartomani adini taşıyan iskambil falında, fala tek basına bakmak uğursuzluk sayılır.
Süje, yani falina bakılacak kimse, digeri de bakici, yani gelecegi okuyacak kimsedir. Kağıtları süje keser. Fala baslamadan önce, bir kagit süjeyi temsil amacıyla seçilir. Eger süje esmer ise, kadinlar için maça kizi, erkekler için maça papazi, eger kumral ise kadinlar için sinek kizi, erkekler için sinek papazi, eger sarisin ise erkekler için karo papazi, kadınlar için karo kizi ve son olarak da eger kumral saçli, mavi veya yesil gözlü ise, erkekler için kupa papazi, kadinlar için kupa kizi seçilir. İskambil falinda iki ana yöntem vardir. Otuz iki’lik deste ile bakilan fallar.
32′ lik Deste Ile Iskambil Fali (more…)

Tip ve vücut falı

Salı, 13 Mayıs 2008

Kıyafetnağme

Bu aslında bir faldan çok, iyi gözlem yapabilmeye dayanır.

İnsanlar ana karnında 40 günlük olduklarında vücutlarını Allah(c.c.)’ın hizmet melekleri, Allah(c.c.)’dan aldıkları emir doğrultusunda, yavaşça inşa etmeye başlarlar. Elleri, ayakları, yüz hatları yavaş yavaş oluşturulur. Bu oluşumlar kesinlikle tesadüf eseri değildir. İnsanın bütün dış görünümü, hatları ve şekilleri, insanın iç dünyasını, huyunu, karakterini, ahlakını ve bazen de kaderini yansıtır. Vücut falına birkaç örnek vermemiz gerekirse:

* Orta boy: İyi ahlaka, saf kalbe
* İri baş ve geniş çehre: Şiddetçi olmaya ve nezaketten mahrumiyete
* Öne doğru eğik baş: İyiyi kötüden ayırtabilme
* İnce saç: Hassas bir kalbe
* Sert saç: Sert ve inatçı bir tabiata
* ERKEKTE Sık ve sert saç: Otoriter ve sert bir tabiata
* ERKEKTE Dik ve sert saç: Azimli ve hırslı olmaya
* Etli bir alın: Cesaretli ve hiddetli bir mizacas
* Çok küçük alın: Akıl noksanlığına
* Dar ve basık bir alın: İnatçı olmaya ve düşüncesizliğe
* Yay gibi kaşlar: Saf ve nezaketli bir kalbe
* Hilal gibi ince kaşlar: Hassas ve ince ruhlu olmaya
* Uçları yukarı kalkık kaşlar: Hafif meşrepliliğe
* Çok kalın ve düzensiz kaşlar: Şiddetli ve öfkeli bir tabiata, gam ve kederli geçecek bir ömre

Göz kapaklarının, kirpiklerin, gözlerin, kulakların, burnun, ağzın, dudakların, dişlerin, dilin, sesin, çenenin, yüzün, tenin, yanakların, benlerin, gülmenin, sakalın, boynun, omuzların, kolların, ellerin, parmakların, tırnakların ve eldeki tüylerin neye işaret ettiklerinin ayrıntılı bilgileri de mevcuttur.

Vücut biçimi ve karakteriniz;

KISA VE TIKNAZ YAPI:
Ufak tefek, tombalak yapılı insanlar gayet sakin ve şendirler. Herhangi bir toplulukta etrafa hayat saçarlar. Ama pek fazla alaka gördüler mi şımarmaları mümkündür. Çabuk öfkelenir ve aksileşirler. Kızdıkları zaman bağırır çağırır veya kalp kırıcı sözler söylerler. Ama bu, kendilerini unuttukları içindir. Zira aslında iyi kalpli ve iyi huyludurlar. Kalp kırmak istemedikleri için yaptıklarına pişman olurlar ve hiç kin tutmazlar.

UZUN BOYLU SALLAPATİ YAPI:
Uzun boylu, gevşek yapılı, sallapati tavırlı insanlar ufak tefek, tıknaz tiplerin aksine, ağır hareket ederler ve herhangi bir şey üzerinde ağır ağır, uzun uzun düşündükten sonra karar verirler. Asla aceleye gelmezler. İyi huyludurlar. Asabi olmakla beraber kontrollerini kaybedip kendilerini unutmaları seyrek görülür. Cesur ve metindirler. Hayatın darbesine gülümseyerek tahammül ederler. Onların iyi huylarından, sabır ve tahammüllerine ilave olarak bu tipler iyi niyetlerini çatık ve kaba bir maske altında saklamasını da bilirler.

KISA GÖVDELİ, UZUN BACAKLILAR:
Bellerinden yukarısı pek kısa, bacakları ise iyice uzun olan tipler görünüş ve hareket tarzı itibariyle beceriksiz bir tayı andırılar. Havaidirler. Yaşamaktan memnundurlar ve günleri -tabir caizse- zıplaya sıçraya geçirmek idealleridir. Hayatlarımuntazam değildir, zira daima bir şeyler yapmak istedikleri için muntazam bir gidişattan nefret ederler. Çoğu zaman hareketlerinin belli bir hedef veya amacı yoktur. Sırf hareket etmiş olmak için hareket ederler. Amaçsız da olsa daldan dala konmak, gezip tozmak onları tatmin eder ve hayatlarını doldurmaya yeter.

UZUN GÖVDELİ, KISA BACAKLILAR:
Herhangi sahaya atılırlarsa parlamaları olasıdır. Asil bir aileden gelmeleri muhtemeldir. Gelmiyorlarsa bile yaradılıştan asildirler. İyi birer aile insanı olurlar. Bilhassa mizah tarafları pek kuvvetlidir. Azim ve iradeleri sonsuzdur. Dünyanın sorunlarını yenmek onlara sadece kendi zeka ve kabiliyetleri için bir deneme olarak kabul etmek isterler. Yenilseler bile boyun eğmezler. Er geç yine bellerini doğrultur ve kendilerini yeneni mutlaka yenerler. İnsanlarla iyi geçinirler ama alıştıkları çevreleri ve eski arkadaşlarını daima yenilere tercih ederler

Avuç falı

Salı, 13 Mayıs 2008

Bu “ilim” nereden geldi, hangi memleketlerde ilgi gördü? Bu çizgilerin haber verdikleri şeylere önem veren insanlar nasıl hareket ettiler? Bu sorulara yanıt vermeye çalışalım.

EL FALINI “İCAT EDENLER”
El falının bir tarihçesi olabileceğini hiç düşünmediniz değil mi? Bu fal şeklinin daha çok batıl itikatlara inanan kimseler tarafından ortaya atıldığını ve sadece kapı, kapı dolaşan çingeneler için bir kazanç vasıtası olduğunu zannediyorsunuz değil mi? Eğer bunu düşündünüzse, bunun sebebi el falı hakkında fazla bir şey bilmemenizdir.
El falı ilk olarak Hindu’larda başlamıştır. O çağlarda ilmin başlıca konusu insandı. Hindu’lar insan’ı kainatın en mükemmel varlığı sayıyorlardı. Onların nazarında insan gerçekten Allah�ın evladı idi ve dünyada her şey onun için, onun kullanabilmesi için yaratılmıştı. Bunun içindir ki, insanı inceliyerek tanrıyı öğrenmeye imkan bulacaklarını zannediyorlardı.
Gözlerini göklere doğru çevirmişlerdi. Yıldızların insanın hayatı üzerinde etkili olup olmadığını araştırıyorlardı. Meşhur “Fadik” rakamlarını da ilk kez Hindular bulmuşlardı.

BURÇLARIN ETKİSİ
Aynı zamanda herhangi bir burç’ta doğan bir insanın falan yahut filan karakterde olacağını, doğuştan falan yahut filan yıldızların şu veya bu durumlarda olmalarının bir rol oynayabileceğini ilk kez ileri sürenler onlardır. Bildiğiniz gibi, bugün dahi burçların insanların hayatı üzerine etki ettiğine inanan pek çok insan vardır.
Hindular önce vücudun çizgilerini ve şeklini tetkik ederek “Mastrika” adını verdikleri bir ilim kurdular. Ondan sonra eldeki çizgilere dikkat ettiler ve “Samudrika” adını verdikleri el falının esaslarını kurdular.

FİLOZOFLAR DA EL FALI BİLİYORLARDI
Hindulardan sonra el falı öncelikle Çin’de, Tibet’te, İran’da, Mısır’da ve nihayet eski Yunan’da ilgi gördü. Özellikle eski Yunan’da çok itibar edilen bir şeydi. Yunan filozoflarından birçoğu el falını öğretiyorlardı.
Filozof Anaksagoras milattan 440 yıl önce öğrencilerine bu el falını öğretmiştir. Hispanus Büyük iskender’e el falı konusunda bir eser göndermişti. Bu esere sonradan “Altın harflerle yazılı eser” adlı verilmişti.

SEZAR KARŞISINDAKİNİ NASIL TANIMIŞTI
Aristo, Paracelsus, Cardamis ve İmparator Augustus gibi kimseler, o devirde, el falına çok önem vermişlerdir. Sonradan tarihçi Josep Huş’un kaydettiğine göre, Sezar el falını o kadar iyi biliyordu ki, kendisine Herod’un oğlu süsünü veren bir adam Sezar’la görüşmek istemiş, fakat Sezar bu adamın elinde kraliyet işaretlerini görmediği için Kral Herod’un oğlu olmadığından şüphelenmiş, sonra da bunun doğru olduğu anlaşılmıştı.
Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasını takip eden korkunç savaşlardan sonra el falı da birçok diğer ilimler ve sanatlar gibi unutuldu. Batıl itikatlar seviyesine indi ve kapı, kapı dolaşan çingenelerin yahut göçebelerin işi oldu.

NEDEN YASAKLANMIŞ
Ancak 1475 yılında bir Alman, “El-Çizgilerini Okuma Sanatı” isminde bir kitap yayınladı. 1490 yılında (Cyromantia Aristotlis cum Figurs) isimli eser yazıldı. Bu eser bugün İngiltere’de Birtish Museum’dadır.
Avrupaya yayılan el falı, sonra İngiltere’ye de yayılmış fakat Kral VIII. Henry, belki de talip olduğu kadınlar geleceklerini el fallarından öğrenirler diye el falını yasaklamıştı. Bilindiği gibi Kral VIII. Henry evlenmiş olduğu bütün eşlerini katletmiştir.
Fakat ne gariptir ki, Kral VIII. Henry’nin kızı Kraliçe Elizabeth’de el falına çok merak.sarmış ve bu sanatın ilerlemesini teşfik etmiştir. Böylece İngiliz Sarayına ilk olarak resmen bir falcı tayin edilmiş ve Dr. John pee dönemindeki bu falcı Kraliçe Elizabeth�e birçok işlerinde tavsiyelerde bulunmuştur. Bir gün falcı Dr. John Dee, Kraliçe Elizabeth’e İspanyol armadasının İngiltere’ye hücum etmesinin muhtemel olduğunu söylemiş, bunun üzerine armadanın yolunu kesmek üzere harp gemilerinin yapılması emredilmiştir.

AKLIN HİZMETÇİSİ
O tarihten bu yana el falı daima insanların araştırma isteğini tahrik edip durmuştur. Akıl ile el arasında, vücudun başka bir organı ile akıl arasında olduğundan daha fazla duyu sinirleri vardır. Bu sinirler nesiller boyunca o kadar büyük bir önem taşımıştır ki, el hareketli olsun hareketsiz olsun daima “insanın zihninden geçen herhangi bir düşüncenin en sadık hizmetçi sidir.” denilebilir.
1853 Yılında profesör Mesmer isminde bir bilim adamı parmaklarının ucunda ve el’in avuç içi çizgilerinde, belleğe bağlı sinirlerin uçlarının bulunduğunu ve bu uçların, bir insan yaşadıkça birtakım titreşimlerde bulunduğunu ispat etmiştir.
Demek ki, çizgiler bir insana mizacını, karakterini hatta sağlık durumunu ortaya sermektedirler. Bu bakımdan dünyada hiçbir insanın avucundaki çizgilerin neden başka bir insanın avucundaki çizgilere benzemediğini kolaylıkla anlamak mümkündür.

DOĞADA HİÇBİR ŞEY SEBEBSİZ DEĞİLDİR
Sir Thomas Browne, “Religoio Medici” isimli eserinde şunları yazmıştır:
“Yüzümüzdeki çizgilerden başka elimizde de birtakım esrarengiz çizgiler yardır. Bunların rastgele bir şekilde çizildiklerini zanetmiyorum. Zira onları çizen el hiçbir zaman bir şeyi sebepsiz yapmaz… Bundan başka, şuna da eminim ki, kendi elimde gördüğüm işaretleri ve çizgileri asla başka bir elde bulamayacağım.”
İnsanlar, yüz hatlarının mesela burnun, gözlerin yahut kulakların sınırlı birer şekli olduğu kabul edildiğine göre, eldeki çizgilerin de sınırlı bir şekilde olması gerektiğini kabul etmişlerdir.
Burnu anormal derecede iri olan bir insanın yüzüne baktığınız zaman “Bu adamda bir anormallik var” diye düşünürsünüz ve bu hususta haklı olabilirsiniz. Aynı şekilde mesela; bir kadının yahut bir erkeğin elinde akıl çizgisinin herkesin elinde olduğu gibi ufki olacak yerde birdenbire yukarıya doğru uzadığını görünce, haklı olarak: “Bu insanda bir anormallik var diye düşünebilirsiniz.”

HER ÇİZGİNİN ANLAMI VAR
Fakat el falında biraz daha ileri giderek böyle bir çizgisi olan bir insan hakkında “cinayet işlemeye eğirimi vardır” diye düşünebilirsiniz. Aynı zamanda el falı hakkında daha fazla bir bilginiz varsa “Bu insanın falanca tarihte bir cinayet işlemesi muhtemeldir” diyebilirsiniz.
Aynı şekilde bir insanın elindeki çizgilere bakarak ne kadar başarılı olup olamıyacağını anlıyabilirsiniz. Zira bir insanın hayatta başarılı olup olmaması kabiliyetlerine, eğilimlerine bağlıdır. En mütevazı ailede doğmuş olan bir bebeğin elinde net bir şekilde bir başarı çizgisi varsa, bu çocuk, ileride karşısına çıkan engeller ne olursa olsun, hepsini yener ve başarılı olur. Öğreniminin veya kültürünün az olması ona engel olmaz. Çocuk ne pahasına olursa olsun kişiliğini geliştirmek imkanını bulur.

KIRIK KÖPRÜYE GELMEDEN
Bilgi eksikliğini gerekiyorsa akşam kurslarına devam ederek tamamlar ve daha ilerideki yıllarda içindeki bu irade ve azim onu hayat mücadelesinden alıp ön plana geçirir. Böylece çocuk doğarken sahip olduğu yetenek sayesinde kendisini geliştirir.
Bir insanın elinde cinayet eğilimini gösteren çizgi nasıl daha çok küçük yaşta kendini belli ediyorsa, o insanın başarıya ulaşıp ulaşamayacağını ve yetenek sahibi olup olmayacağını gösteren çizgiler de daha küçük yaşta kendilerini belli ederler. Bu yetenekleriylede başarıyı sağlarlar.
Bir insan herhangi bir yerden geçerken karşısına yıkılmak üzere olan bir köprü gelirse, başka bir yola mı sapar yoksa köprünün tamir edilmesini mi bekler? Yoksa bu köprünün yıkılmak üzere olduğunu gördüğü ve bunun peşin işaretlerini hissettiği halde, buna önem vermeyerek yoluna mı devam eder?
Şüphesiz, akıllı bir insan bu son hareketi yapmaz. Bir insan elindeki çizgilerde hayat yolunda kendisini böyle bir şey bekliyorsa, bu işareti hesaba katarak zamanında tedbir alarak bu yıkık köprüye doğru kendisini yönelten eğilimlere gem vurabilir. Hatta gerekiyorsa bambaşka bir yol da seçebilir.

ÇİZGİLER BİRER “HABERCİ” DİR
Elinde cinayet işleyebilir işaretleri bulunan şahıs, belki de çocukluğunda gayet uslu bir çocuktu. Fakat henüz çocukluğunda elinin içindeki çizgilerden, iradesini kemiren zaafların işaretini okumasını bilmediği için daha o zaman ruhunda kötü bir tohum halinde gelen eğilimlerinin gelişmesine fırsat vermiştir. Aradan yıllar geçtikten sonra zavallı annesi, oğlunun işlediği cinayet yüzünden idam cezası ile cezalandırıldığı zaman büyük bir olasılıkla çocuğun elindeki o ‘kırık köprü’ işaretini görmemiş olduğu için vaktinde tedbir alamamış olduğunu aklına bile getirmemiştir.
Birçok durumda olduğu gibi, bu olay da bilgisizliğin bir neticesidir. Zamanında tedbir alınacak bir durumun olduğunu bilmemekten ileri gelmiştir. Bir genç kız evlenince, mesut olup olmadığını bilmek ister, elindeki çizgiler, ona hemen evlenmektense, bir müddet daha beklediği takdirde, daha mesut bir evlilik yapacağını işaret ediyorsa, bunu görüp ona göre hareket etmesi şüphesiz mesut olma şansını çok daha fazla arttırır.

ZAMANINDA TEDBİR ALMALI
Tabiat hiçbir şeyi boşuna yaratmaz. Herşey insanlığın en mükemmel seviyesine ulaşmasını temin edecek şekilde yaratılmıştır. Tabiatın bu planının işaretleri elimizdeki çizgilerde mevcuttur. Doğru bir şekilde bu çizgilere bakılırsa bir insan kendisini daha mükemmel bir hale getirmeye çalışabilir ve böylece kendi kendini tanıyarak en iyi kabiliyetlerini kullanmanın çarelerini bulabilir.

Kum Falı

Salı, 13 Mayıs 2008

Sahil kumu olmasına dikkat edin! :)

Kum manasına gelen reml sözcüğünden türeyen Remil falının kökenini İdris Peygamber, Danyal Peygamber zamanına kadar dayandığını söyleyenler çoğunluktadır. Bir ismi de kum falı olan Remil, ilk önceleri kumun üzerinde yapılan noktalara bakarak açılırdı, sonraları ise, bu fal için özel tahtalar yapıldı, bunların üzerinde bakılma yöntemine başlandı. Remmaller, yani remil falı bakıcıları, bu falın kökeninin on altı satıra rasgele olarak işaretlenen noktalar olduğunu belirtirler. Bunların şekil ve yorumları, tek veya çift sayıdan oluşlarına göre belirlenirlerdi. Sorulan sorunun özelliğine göre cevap sistemi olan remilin tek olarak mana içeren şekilleri vardır. (more…)

Renk falı çıktı!

Salı, 13 Mayıs 2008

BEYAZ

Kadinlar :

Ilk renk olarak tercihi beyaz olan kadin, isteyerek veya istemeyerek olsun kalbinin saf ve temiz duygularla yüklü oldugunu ortaya koyuyor demektir. Nezaket kurallarina uyabilen, yumusak beraberinde de alçakgönüllü biri olmanin yaninda, asil olmak ve iyilikte onun meziyetleri arasinda sayilabilir. Gösterisli ve gürültü patirtili neseli bir yasam onun için hiç de cazip degildir. Evi onun her seyi, baska insanlara yardim da hedefidir. Neseli olabilir ancak genel olarak sakin ve sessiz bir yapidadir. Yaratilis geregi düzeni olmasi, elinin her ise yatkin olmasi ve becerileri onun diger yanlaridir. Itinali ve pozitif düsünce tarzi, onu zaman içinde sert ve acimasiz birisi yapsa dahi adaletli ve dogru insan olmasi baskalarina karsi dürüst davranmasini saglamaktadir.

Erkekler :

Beyaz seven bir erkek ise asla korkak ve de çekingen bir yapida olamaz. Tersine zalim ve sogukkanli bile olabilirler. Heyecanini disari yansitmayan, sabit ve sakin yapili bir insan kimligi çizerler, onlarin yasaminda telas olmadigi gibi bir de, düzenli, asiri derecede titiz yapidadirlar. Pratige önem verirler, güçlü bir hafizalari olmasi için ise hiç bir çaba göstermezler. Sabirli, enerjik ve asiri güven duygularina sahiptirler. Saglam yapili vücutlari, sir dolu ikilemli de bir kisilikleri vardir.Bir de cömert ve kisilere yardimda atilgan olmak hiçbir zaman için çekinmezler.

SARI

Kadinlar :

Sari rengin parlak ancak koyu ton olanini seven kadin, dedikoduya meyilli fazla olan bir insandir. Çok sinirli konulari olmasina karsi, durmaksizin konusmayi çok severler. Davranis, hareketlilik bakimindan da duragan bir tablo sergilerler. Yüzleri bos ve manasiz baktigi zaman bilesiniz ki, konusulan konu agir, onlar bakimindan oldukça çok yüksektir. Ancak konu hafifleyip de dedikodu safhasina girdigi zaman, iste onlari o an tutamazsiniz. Sariyi seven bu kadinlar özünde negatif kimseler degillerdir. Ama, bilmek isteme, herkesle en ince detayina kadar alakadar olmalari, her seyi bilmek istemeleri, bu kisileri çekilmez kilmaktadir. Cömert olamamalarina karsi, sayet pozitif bir günlerinde iseler herkese yardim edebilirler.

Erkekler :

Bir erkegin önüne pek çok renk koyup da seç dediginizde, sayet sari rengi seçer ise, o erkek bilmeyerek de olsa biraz korkakligini ortaya koyuyor anlamindadir. Ama onu korkutan manevi anlamda korkular degil, maddesel anlamdaki korkulardir. Düsüncelerini dobra olarak söylerler, karsi düsüncelerden de zerre kadar çekinmezler. Herkesin kendisine merakla bakmasin neticesinde hoslanan yapisi itibariyla ara sira, rengarenk kiyafetler de giyebilirler. Kendi ile alakali konularda büyük övünç duyarlar, sözleri ara sira abarti noktasina varmaktadir. Insanlarla iyi geçinen bir yapisi olmasinin yani sira kadin arkadaslari azinliktadir.

TURUNCU

Kadinlar :

Sicakkanli yapinin sahibi, iyi kalpli, dost b ir insan istiyor iseniz, turuncu ve bu rengin tonlarini seven bir kadin olukça idealdir. Sogukluk, sertlik onlarin kitabinda yok gibi bir sey diyebiliriz. Insanlara göstermis olduklari ilgi daima dengeli ve sevecendirler. Ne uzak-soguk dururlar, ne de çok samimi-laubali olurlar. Tam olarak orta kararin her an için asiriliktan çok daha iyi oldugunu savunurlar. Kendisine bir zarar verildigi takdirde bagislayicidir, asla kindar olmayan, kizdiklarinda kesinlikle bagirip çagirmayan tiplerdir. Ancak onun bu hali kimseyi yaniltmamalidir, tepesine çikilmak istendiginde de kuvvetli, saglam karakterleri neticesinde bu duruma hiçbir sekilde tolerans göstermezler. Bu kisinin en büyük meziyetlerinden biri de, hakkini savunma bunu karsisindakine onu kirmadan, üzmeden yapmasini çok iyi bilmesidir.

Erkekler :

Turuncu rengi seven erkekler ise de ayni turuncu seven kadinlarda oldugu gibi, dengeli, ilimlidirlar. Anlayis gücü, sabir gücü , sevecenlik, dayanma gücü onlarda da vardir. Hoslarina gitmeyen bir seylere ise asla müsaade etmezler. Böylelikle bir kisi orta yas gurubunda ise, bütün çocuklarin sevdigi saydigi bir baba, bir dost olurlar. Sayet çocuklarin yapmalarina müsaade edilmeyen seylere onlar, alçakgönüllü ve sevecen kisilikleri sebebinden izin verirler. Ama hiçbir an için de çocuklarinin simarmasina izin vermezler. Kavgalar, tartismalar onlarin baris sever karakterleriyle hiç bagdasmadigindan dolayi bu gibi durumlardan daima kaçarlar.

PEMBE

Kadinlar :

Ahenkli, neseli kadinlarin rengidir pembe. Yürek kipirtilari sanki uçar gibi olan, mutlu kisilerdir bunlar. Ancak, asla asiriliklari, hafif davranislari yoktur. Gereken durumlarda ise ciddi, agirbasli, sorumluluklarinin bilincinde olabilirler. Hayatin, pek çok agir konu ve gerçeklerden olustugunu bilirler ve sadece nese için yasamamayi ögrenmis bir ruh halleri vardir. Utanma hisleri, çekingenliklerini saklamasini becerdikleri gibi, bunu çok nadir olarak disa vururlar, cosku, atesli olma, firtinalar içersinde yasamaktan oldukça çok uzaktirlar.

Erkekler :

Pembe rengi tercih eden erkekler maddi anlamda, manevî anlamda yapilari çok güçlü olamayan kisilerdir. Onlarda cesaret, atilimcilik aram amalisiniz. Yavasliklari onlari uysal yapi sahibi yapmistir, konusmalari da bu dogrultudadir. Bitmek bilmeyen, devamlilik arz eden bir sinir, heyecan durumu içersindedirler. Alinganlik, hassasiyet durumlari da bu sebeptendir. Ancak insanlara olan sevgisi en üst düzeydedir. Onlar için dost kazanma, çevrelerinkileri memnun etme en bas görevdir. Olaylarin beraberindeki tartismalarin dozu arttikça oradan kaçmak açisindan sayet bir yol bulamazsa, bu seferde her söylenileni yapmasi kaçinilmazdir. Ancak bütün bunlari da yapar iken, kendilerinin tersine etrafin huzurunu daha çok düsünürler.

KIRMIZI

Kadinlar :

Kirmizi, tüm renklerin içinde en çok ilgi uyandiran bu rengi seven kadinlar, neseli, yasam dolu, hayattan zevk almasini bilen kariyer sahibi kisilerdir. Dengesizdirler de bazi zamanlar. Hemen heyecana kapilirlar, çabuk kizarlar, öfkelenirler. Amatörce de olsa dans etmekten, sarki söylemekten hoslanirlar, bundan zevk alabilirler. Asla somurtkan, duragan bir durumda olamazlar. Etraflari onlar açisindan önemli degildir. Her kim ne düsünürse düsünsün umurlarinda olmaz, kendi yasamlarinin arkasinda durarak; Bu benim yasantim, size ne oluyor der gibi bir ifade ile kendilerini anlatirlar.

Erkekler :

Korkusu asla olmayan, cesur, sosyal olan bu kisiler, tam bir erkek sembolüdür. Onlara kabadayi bile dersek abartmamis oluruz. Tehlike sinyali onlar için günlük, olagan bir davranislardandir. Gülmek istedikleri durumlarda bile tehlikeye girerek gülerler. Daima kendi bildikleri en dogru oldugu için , toplum adetleri onlari asla ilgilendirmemektedir. Sasirtici isler yapmak konusunda da üstlerine yoktur, küçük ya da büyük olmalari onlarin havai olmalarinin önüne kesinlikle geçemez. Bu onlarin yaramazliklarla dolu olan dünyalarinin bir parçasidir. Gene de onlar çevrelerinin rengi taninir, gerek onlarla gerek de onlarsiz bir çevre zor düsünülür diyebiliriz.

KAHVERENGI

Kadinlar :

Kahverengi seven kadinlarin çok genis hayal güçlerinin oldugu söylenmemektedir. Ancak yöntemlidirler, ani duygusalliklar, parlak zeka isaretleri onlarda pek de mevcut degildir. Bu kisiler için reel olan sakinlik , kendi halinde olmak, bunlarin yaninda sessiz sedasiz olmaktir. Olaganüstü eylemlerde bulunmadiklari bakimindan, ç ok fazla derecede göze çarpmazlar, gözleri de rahatsiz etmezler. Bu rengi seven kadinlar ev islerinde çok basarili olurlar, ev islerini büyük bir zevkle yaparlar. Onlarin kitabinda düzensiz olmak, rasgele bir is yapmak yoktur. Sistem, programdir bütün yasamlari. Bu sebepten de sistematik bir çalisma düzenleri mevcuttur. Çevresinde olanlarin kusurlarini bagislayici, hosgörülüdürler. Yalani sevmezler, hatta iyi bir sey için bile beyaz yalan dahi asla konusmazlar. Dinsel taraflari, inançlari da güçlüdür.

Erkekler :

Orijinal olmaktan yoksun olan insanlar genellikle de bu rengi seven erkeklerdir. Anlayis seviyeleri genis, iyi isleyen beyinleri, izleme güdüleri ise son derece gelismistir. En belirgin özellikleri sadelik yanl isi olmalaridir, nefret ettikleri en önemli deger, darbedir. Abartili seylerden, gösteristen hiç hoslanmazlar. Küçük seyler onlari tatmin edebildiginden dolayi, büyük para harcamalari yoktur. Az harcama, çok tasarruf kazanmalari da onlari son derece mutlu eder, cimrilik derecesinde diyebiliriz. Hirsli olmalari, alakasizlik, aliskanliklardan dogabilecek kaoslari ortadan kaldirmaktadir. Maniler, bütün zorluklar onlari asla yildiramaz.

YESIL

Kadinlar :

Igneleyici tarzdaki cevaplari seven, alayci, hazir cevap insanlardir. Özellikleri de kivrak zekali olmalaridir, bu rengi seven kadinlarin, yasamda basarili olamayanlari genel olarak, alayci, pisirik, fesat duygular tasimalarindandir. Çogu zaman bir alayci üsluba, espri savurganligina sahiptirler. Bu nedenle agiz dalasinda onlarla bas edebileceginizi hiç düsünmemelisiniz. Yesil rengi seven kadininin beyni de daimi olarak iyi bir sekilde islemektedir. Etraflarina karsi duyarli olmalari, olani biteni anlamalarina oldukça çok yardimci olur. Ancak beyinleri hareketlidir, bedenleri degil. Bazilari vardir ki, onlar tam anlamiyla tembel sinifina girerler. Çogunda sabirsizlik mevcuttur, uzun, yorucu isler onlarin ilgisinde degildir, insani yari yolda birakirlar.

Erkekler :

Yesil huzursuz, düsüncesiz erkeklerin sevdigi bir renktir. Iyi kalplidirler, istemeden de olsa ara sira kalp kirabilirler. Para pul onlar bakimindan önemli degildir, bu yüzden ellerindeki paranin en azindan yarisini dagiti rlar. Ama, çogu anda ceplerinde dagitacak kadar para olmaz,adeta nerede aksam orada sabah diyen tiplerdendir. Her sey onlari mutlu edebilir, baskalarina da çok fazla güven duyarlar. Eglence hayati, zevk onlarin sembolleridir. Eglenemedikleri günlerin kaygisina düserler, yesil rengi seven kadinlar gibi onlarda esprili, sohbetleri dinlenen kisilerdir. Kendisini dinleyen birilerini bulduklari zaman uzunca anlatilarda bulunmaktan hiç kaçinmazlar. Nedeni ise onlar güzel konusma gibi bir meziyete sahip olduklarini bilirler. Bunun yaninda sorumluluk sahibi olma duygusundan uzaktirlar. Ancak her seye ragmen sevimli insandirlar, geçinilmesi kolay, karsisindaki kisiyi mutlu eden bir karakterleri vardir.

MAVI :

Kadinlar :

Mavi rengi tercih eden kadinlar son derin duygulara sahiptirler. Bir seye sevinmeye görsünler, onu abartma yolu ile en üst noktaya çikarirlar, üzüntüleri de ayni bu biçimde gösterirler. Duygusal alanda da inis, çikislari ani, hizli olur, tipki sevinç ve üzüntüde oldugu gibi, bir an neseli iken hemen akabinde üzüntünün kollarina kendilerini ativerirler, bu duygu kontrolsüzlügünden dogan ahenksizlik onlari saskina çevirir. Kendilerini hiçbir an tam olarak anlayamadiklarindan dolayi da hiçbir zaman kendilerinden emin degildirler. Ve her an; Bana neler oluyor böyle dedigini duyar gibi olursunuz. Daimi olarak korkulari vardir, her türlü telkin, tedavilere ragmen o korkulari ile yasamayi tercih ederler. Korkunun temel kaynagi da kendisidir, o bunu bilerek korkar. Derin aci, yogun düsünceler, onlarin siklikla dalip gitmelerine neden olur. Çevrelerine karsi ise sevgi dolu, cömerttirler. Çevreleri onlar bakimindan oldukça çok önemlidir, nedeni ise kendisinden kaynaklanan sikayetleri devamli olarak çevresine aktararak teselli bulurlar. Bu hal kimseyi gücendirmez, tersine o kisinin samimi biri olduguna inanirlar, ona saygi gösterirler.

Erkekler :

Mavi rengi seven erkekler, kadinlarina nazaran çok daha sakin, daha dengeli olurlar. Çalisip, yasamlarini kazanmak zorunda olduklarinin farkindadirlar. Onlarin is hayatlarinda firtina estiren duygusal hislere de yer yoktur. Mavi rengi seven erkekler is yasamlarinda duygularina duvar çekerler. Yöntemi degil, içlerinin sesini dinleyerek çalismayi tercih ederler. Bu sebepten de yönteme dayanan islerde basari gösteremezler, ancak sisteme dayanmayan islerde hep bir numaradirlar. Günlük hayatlarinda degisiklikler yasamak , onlar için olagan bir durumdur. Bu sebepten masa basi gibi duraganlik isteyen isler onlara göre degildir, aktive olmus hallerini oturduklari yerden degil de, hareket halinde iken sergilemek isterler.

MOR

Kadinlar :

Bu rengi tercih eden kadinlar lüks düskünüdürler. Tarihe bile dönüp bir bakacak olur isek, sosyeteye, saray erkanina mensup kadinlarin ilk renk tercihleri hep mor renk olmustur. Bu bir abarti degildir tamamen gerçektir. Mor rengi seven kadinlar içinde saltanat, lüks, zarafet, rahat bir yasam, ün, mevkii sevmeyen çok az bir kitledir. Tüm bunlara ragmen çalismak için de hiçbir çaba göstermezler. Bazi seyleri daima baskalarindan beklerler, kisaca ise armut pis agzima düs derler. Bu gibi beklentilerin ardinin arkasinin gelmedigini bildiklerinden dolayi, hiçbir zaman doymak bilmezler. Onlarin bazi ihtiyaçlarini karsilayanlarin kiymetini bilmezler, daima onlara yeni istekler için sürekli manevi baskida bulunurlar. Kendilerini rahat hissetmeleri içinde sürekli iltifat edilmeleri gerekmektedir, onlarin hava, su kadar ihtiyaçlarinda gidalardir.

Erkekler :

Mor rengi seçen erkeklerde mor kadinlarindan farkli degildirler. Pahali esyalar, lüks onlarin yasam felsefesidir, üstelik bu konuda çok da abartilidirlar. Öyle herkesle dost olmazlar. Onlarin birisiyle dost olabilmeleri, o kisinin mevki, parasal durumuna baglidir. Ancak bu, hiçbir zaman onlari servet avcisi yapmaz. Onlar bu davranislari kendilerine menfaat saglamak için degil, egolarini, aristokrat düsüncelerini tatmin için yaparlar.Bu sebepten de demokrasi diye bir kavramlari yoktur. Ise soyunduklari an, çok dikkatli, agir hareket ederler. Onlarin hata yüzdesini düsürür, ancak bu her an böyle degildir, gereken yerde, zamanda hizli olmayi da pekala becerebilirler.

GRI

Kadinlar :

Gri renk beceri ve sessizligin adidir, bu rengi seven kadinlar. Is hayatinda iyi mesleklerde bulunur, basarili olurlar. Baska insanlar tarafindan itici, soguk olarak isimlendirilseler de içlerinden sadece bir kismi bu sinifa girer. Içlerindekini disa vuramadiklarindan dolayi, böyle bir duygu uyandirirlar. Bu kisilere sorarsaniz da duygulari olur olmaz disa vurmak gereksiz, hos degildir. Tarafsiz davranmaktan hoslanirlar, bundan da son derece gurur duyarlar. Kimileri ise duygularini içlerine hapsederler, ancak duygularini nasil dile getirip, hayata geçireceklerini bilmezler. Iyi bir uzman olurlar, her konuda. Ancak bu kendi tercih ettikleri konular olur ise. Ve o alanlarinin disinda baska bir alana ilgi duymazlar. Düsünce yapilarinda mükemmellik, zekalariyla bütünlesir. Hane içinde siradan bir ev kadini olmak hiç tarzlari degildir. Buna neden de is yasamina girerler, burda bütün yetenek, yönlerini ortaya sererler.

Erkekler :

Gri zeka seviyesi yüksek, isler durumda olan kuvvetli erkeklerin rengidir, gri. Ancak el becerilerinde yok denecek kadar azdir, en ufak bir el becerisi isteyen isi yapmak, bu kisiler için büyük basari olarak nitelenir. Ancak bu isleri yapacak birileri vardir, onlar da buna çok güvenirler, bu onlarin onurunu biraz kirar ancak, kendileri yapmasin da! Zaten onlar beyin, zeka adamidirlar, elbette yapacak bir isleri vardir. Bu konuda son derece güven duyarlar, bunda da çok haklidirlar, kusur, yeteneklerini iyi bilirler.

SIYAH

Kadinlar :

Siyah renk seven,hüznün ve kederin kadinidir. Yasam serüvenleri hayal kirikliklari ve aldanmalarla geçer. Çevreden yasam dolu, neseli görülseler de somurttuklari günler boyunca hayalet gibi gezdikleri de olmaktadir. Aslinda içteki gerçeklerin bir biçimde disa vurus seklidir, nedeni ise o disa vuran taraf, onlarin gerçek yüzleri olmasidir. Bu kadinlarin kimi de sert ve soguk olurlar. Siyah rengin parlak, gösterisli olanini seçen kadinlar ise, öbürlerine hiç benzemezler, neseli, mutlu, huzurdan hoslanan, keyif alan kisilerdir.

Erkekler :

Siyah renk seven erkekler,düsünce özgürü ve düsünceli olanlardir ayni anda sert kisiliklidirler. Yasamdan zevk almayi bilmezler, sayet böyle bir zevk alma olayi onlar için, günah sayilir, soguk kalmayi tercih ederler. Ancak baskalarinin yasami söz konusu oldugunda, karismadan duramazlar, tepede olduklarinda herkesin hayatini kontrol etmek gibi bir dürtüleri ortaya çikar, durmadan ögüt verirler, bunu da iyi niyetle yaparlar ancak, çevreleri bunu asla anlayamaz, bu yüzden de negatiftirler, bu hayat, gelecek hayatlarin bir hazirlik dönemi niteligindedir.

Domino falı

Salı, 13 Mayıs 2008

Bu fala çift-düzden başlayan ve altı-altıya değin sıra teşkil eden standart bir domino takımı ve de geleneksel yorumlama ile bakılır. Domino taşlarının noktalı olan yüzleri alt tarafa getirilecek şekilde iyice karıştırılır. Fal bakmak için bunların içersinden bir adet taş çekilecektir. Kimi domino falcıları kendilerinden en uzakta olan taşı almakta ısrar ederler iken, kimileride ellerini şansın etkisel titreşimine bırakmayı seçerler.

Ancak hepsinin birleştikleri bir kanıya göre bir insan domino falıyla sadece ayda bir defaya mahsus olarak geleceğini öğrenme imkanına sahiptir. Aksi halde cevaplar manasız kalacaktır.

Ayrı yeten, bir kişi bir seferden en az üç adet domino taşı ile sınırlı kalmalıdır. Ve bir adet domino taşı çekilerek yorum yapıldıktan sonra, noktalı olan tarafı alta getirilecek biçimde ötekilerle karıştırmalıdır ve ikinci çekiliş ondan sonra yapılmalıdır.

Şayet kişi aynı olan domino taşını ikinci defa çeker ise, bu ilk yapılan çekilişin bir onaylaması olarak yorumlanmalıdır. Bu biçimde aynı olan domino taşını iki defa çeken bir kimseye normal üç çekiş hakkının haricinde bir çekme hakkı daha tanınır.

Kimi domino falı meraklıları ise pazartesi ve cuma günleri fal bakımından negatif günler olarak yorumlarlar. Aslında böyle bir genelleme pek de önemli değildir, ancak bu yorumlamaya reel olarak inanmış olanlar açısından önemli bir mana taşımaktadır.

ÇİFT-DÜZ :

Gerçekte bu taş diğer taşlar içerisinde en negatif olanıdır. Hile ve şerefsizlikle arası iyi olanların dışarısında aşağı yukarı herkese hayal kırıklığı getirecek bir taş olarak kabul edilir. Zor ve hile uygulaması yapan her kim bir şeyi elde etmiş ise, büyük bir olasılıkla onu telafi edecektir. Kişinin bu domino taşını çekmesi halinde ise, bu gaspının şu veya bu biçimde burnundan geleceğinin belirtisidir. Kimileri için de bu taşın çekilmesi iş veya aşk yaşamı için negatif bir işaret olarak kabul edilir. Kimi şeylerin, hatta işin yitirilmesi olarak da yorumlanır.

BİR-BİR :

Gerçekte sevgi ve evlilikteki mutluluğun sembolü olarak kabul edilir. Muhabbeti beraberinde de ahengi vadeden bir taştır. Beraberinde etkileşimsel olarak ekonomik kazanç artışını ve güveni de getirebilir.

İKİ-DÜZ :

Gerçekte şanssızlık ve namussuzluk sembolüdür. Şayet nişanlı bir bayan bu domino taşını çekmiş ise, bu hal onun nişanlısı bakımından geçerlidir. Şayet çeken kişi evliyse, kuşkusuz kocası bakımından geçerlidir. Bir erkek evlat bakımından ise kabiliyetlerini negatife kullanıyor olabilir. Şayet niyet olarak yolculuk tutulmuş ise, hoşnut kalınacak ve emniyetli olarak geçecek bir yolculuk beklenebilir.

İKİ-BİR :

Gerçekte bu domino taşı bir kadın bakımından, zenginliği de beraberinde getiren erken bir evlilik manasına gelmektedir. Bununla beraber bu hanım dul kalabilir hatta yeniden evlenebilir. Bu halde uzun yıllar boyunca mutlu olabilir. Bu taşı çeken genç bir adam bakımından ise evlilik söz konusu değildir. Yalnızca günü gün edilen bir yaşamı anlatır ve sonu bekarlıktır. İş yaşamı söz konusu olduğunda ise, dengesiz bütçelere karşı haberci bir işaret olarak kabul edilebilir.

İKİ-İKİ :

Gerçekte iş hayatında olacak başarı ve mutlu bir yuva yaşamı anlatır. Evlenenler bakımından çocukların habercisidir bu durumda mutluluklarına mutluluk katacaklardır. Tutumluluk açısından ise onları refaha götürecektir.

ÜÇ-DÜZ :

Gerçekte genellikle tartışmaların habercisi olarak kabul edilir. Adam bakımından genel olarak karısı huysuzdur. Nişanlı genç bir kız bakımından müstakbel olan eşinin bu yanının olup olmadığına dikkat etmelidir. Şayet bir toplantıya gidiyor iseniz ağız dalaşından kaçınmaya veya tartışma konusu olabilecek bir şey konusunda dikkatli olmaya, sakınmaya çalışmalısınız.

ÜÇ-BİR :

Genellikle skandalın; mutsuzluk, huzursuzluk ve utançlık getireceği konusunda bir uyarıdır. Uygunsuzluğun kanıtlanması neticesinde ise dava açılması tehlikesi vardır.

ÜÇ-İKİ :

Genellikle sevgi, evlilik, para ve bunun gibi konuların bir araya gelmesini simgeler. Yolculuk bakımından elverişli bir zamandır. İhmalkarlık yapmamaları bakımından bu arada çocuklara oldukça dikkat edilmelidir.

ÜÇ-ÜÇ :

Genellikle bu domino taşı ile alakalı kehanetler; çok para kazanmak, her açıdan kazanç zenginliğine sahip olmak, saadet ve bolluk habercisidir.

DÖRT-DÜZ :

Genellikle ister erkek, ister kadın bakımından aşk hayatında hayal kırıklığı yaşamanın sembolüdür. Nişan olmasına rağmen hiçbir taraf evlenmeye yanaşmayacaktır. Gizli bir sırrı bulunan birisi bunu açıklamalıdır. Şayet fal baktıran hanım hamile ise, ikiz çocuk ve ya üçüz çocuk bekleyebilir.

DÖRT-BİR :

Genellikle bu taş mükemmel zenginlik belirtisinin sembolüdür. Dünyaya gelen her çocukla birlikte bu kişinin geliri de artacaktır.

DÖRT-İKİ :

Genellikle bu domino taşı bir çeşitlilik dönemine işaret eder. Bu çeşitlilik aile, para, meslek ve benzeri her şeyle alakalı olabilir. Söz konusu çeşitlilik az ya da küçük bir şey olabilir fakat şimdiki statüden çok daha farklı bir şey olacaktır. Sevgide değişiklik olabilir. Hangi halde bulunuyor olursa olsun, dört-iki değişiklik işaretidir.

DÖRT-ÜÇ :

Genellikle bu taşın işaret ettiği haller; genç evliler ile, mütevazı, mutlu bir hayattır. Bir tek çocuk da olabilir ancak mutlu ve rahat bir yaşamın habercisidir.

DÖRT-DÖRT :

Sanatkarlar açısından şans sembolüdür. Bütün diğer insanlar açısından ise iş hayatı konusunda şanssızlık anlamına gelmektedir. Toplumsal konular açısından ise, herkes bakımından genel olarak uğur getiren bir taştır. Eğlence ve dinlenme döneminin belirtisi, hatta evlilik habercisi olarak da yorumlanabilir.

BEŞ-DÜZ :

Bu taşı çeken evlenmemiş genç kız bakımından; kendisiyle alakadar olan erkeğe karşı dikkatli olması hakkında bir uyarıdır. Alakadar olduğu erkeğin samimi olmadığının ve sevmeye değer olmadığının bir işareti olabilir. Evli bir hanım açısından ise aile bütçesi konusunda daha çok dikkatli olması gerektiğinin bir uyarısıdır. Bu taşı çeken erkek bakımından egoistlikten, tedbirsizlikten kendisini kurtarmasının habercisidir. Bu, iş yaşamında pazarlığı oldukça çok sevenler bakımından da geçerlidir.

BEŞ-BİR :

Gerçekte şayet bu domino taşını çeker iseniz, oldukça çok hareketli ve çok hoş bir toplumsal yaşam sizin gündeme geliyor olmanıza haberci olabilir. Aileye bir katılım habercisi olabilir. Parasal açıdan ise , son derece kısa bir zamanda bir hayal kırıklığının da habercisi olarak kabul edilmektedir.

BEŞ-İKİ :

Gerçekte aşıklar açısından evlilik söz konusu bile değildir. Yeni evliler açısından telafisi oldukça uzun sürecek anlaşmazlıkların habercisi olabilir. Ancak bu taşı çeken bayan ise, sabır ve hoşgörü ile mutluluğa kavuşacaktır. Beyler için ise, çalışkan ve tutumlu bir kadınla evlenmesi çok daha iyi olacaktır. Şayet iş bağlantılarında çeşitlilik yapmak istiyor ise, acele etmemesi gereklidir aynı zamanda da her türlü olasılığı düşünmesi gerekir.

BEŞ-ÜÇ :

Gerçekte ahenkli, sessiz, sakin bir hayatın habercisi olan iyi bir domino taşıdır. Zengin bir kişi daha zengin olamaz, ancak ailesi ve kendisi rahat olarak huzur içinde yaşar gider. Fakir bir adam bakımından ise bu domino taşı, hayatında çok daha iyiye doğru gidişatın bir habercisi olarak yorumlanabilir. Yeni evli genç bir çift bakımından ise, yıllar süresince geçerli olacak bolluğun habercisidir.

BEŞ-DÖRT :

Gerçekte bu domino taşı; yalnızca aşk açısından evlenen genç bir hanımın, evleneceği genç erkeğin hatalarını unutabileceğinin, görmezlikten gelebileceğinin habercisi olarak yorumlanabilir. Erkeğin güvenlik önlemlerini yerine getireceğinden, hatta azamet ve haşmeti bir kenara bırakacağından emin olmalıdır. Bunun kesin olarak kanıtına sahip olması gereklidir. Bu taş para kaybının aynı anda yatırımın verimsiz bir dönemi belirtir.

BEŞ-BEŞ :

Gerçekte bu taşı çeken elini her neye atarsa başarılı olacak demektir. Bu oldukça büyük bir zaferlerin belirtisidir. Aynı anda bol paranın geleceğinin habercisidir.

ALTI-DÜZ :

Gerçekte bu taş mutsuzluğun haberinin işaretidir. Aynı anda ekonomik sıkıntılar ve hatta ölüm habercisidir. Bu kişi ise aileden biri olabileceği gibi aynı anda, acı çeken kişi için değeri büyük olan akraba veya herhangi bir kimse de olabilir.

ALTI-BİR :

Gerçekte bu domino taşını çeken evlenmemiş genç birisi bakımından manası; evliliktir. Halen evli olan kişi bakımından ise manası; ileride ki yıllarda iyi bir şansın habercisidir. Bu ailelerin çocukları her zaman için ailelerin yanında kalmazlar. Sebebi ise ilgilendikleri konular onları ailelerinden uzaklaştıracak tarzda konular olacaktır. Tek bir çocuğun ailesiyle sıkı ilişkiler içersinde kalması söz konusu olabilir.

ALTI-İKİ :

Gerçekte iş alanında dikkat sahibi, dürüst çalışan, titiz olan kişiler için şans vadeden bir taştır. İnsanlar içinde haksızlık yapan, doğrucu olmayan kişiler için zor, sıkıntılı günlerin habercisi olarak kabul edilir. Evli bir çift için aile içinde huzur ve birliğin işareti olarak simgelenir.

ALTI-ÜÇ :

Gerçekte aşıklar bakımından en şanslı çekiştir bu taş.Bir evlilik girişimi, verimli bir aile yaşamı bakımından olumlu sonuç veriyor demektir. Ayrı yeten de Zenginler açısından da oldukça iyi bir çekim olarak kabul edilmektedir.

ALTI-DÖRT :

Gerçekte bu taşı çekenler erken evlilik yaşayacaklardır, bol sayıda çocuk sahibi olacak, rahat bir aile yaşamı bakımından da yeterli miktarda bir gelir bekleyebilirler.

ALTI-BEŞ :

Gerçekte sembolü sebat olan bu domino taşı adeta parola gibi bir habercidir. Şayet hayal kırıklığı parayla alakalı ise yeniden harekete geçebilirsiniz. Şayet sağlıkla açısından alakalı bir sorununuz var ise sabırla şifa arayacaksınız demektir. Şayet aşk söz konusu ise, sizin sevginize çok daha layık olan başka biri var anlamına gelir. Şayet iş hayatınızı genişletmeniz söz konusu ise, çıkarlarınızla alakalı her bir ayrıntıyı defalarca gözden geçmelisiniz.

ALTI-ALTI :

Gerçekte İyi bir mali spekülasyon yani para bolluğu açısından habercidir. Şayet evlilik arifesinde bulunan bir kız bakımından zenginliğin habercisi olarak kabul edilebilir. Spekülatif riskler bakımından ise, zenginliğin elde edilişi konusunun tek habercisi bu domino taşıdır diyebiliriz.

MİSTİK DOMİNO KAHİNİ:

Bir domino falının bakımı sırasında muhtemel olan kombinasyonların her bir tanesi için bir defaya mahsus olmak üzere, yirmi sekiz kareden oluşan bir tablo çizmelisiniz. Şayet domino taşlarınız yok ise bunu kullanabilirsiniz. Domino falına baktırılacak olan kişi gözlerini kapatmalıdır, bir kurşun kalem yardımı ile bu mistik olan domino kartınızda bulunan yirmi sekiz kareden birine dokunarak domino falına bakılmaya başlanır. Kişinin dokunduğu kare yukarıda verilen listeye göre yorumlanır. Gerçek dominolarla yapıldığı gibi bir defasında üç adet kareye dokunulur, bütün diğer konularla alakalı olarak da aynı kurallar geçerlidir.

Bu kurallara uyulmak suretiyle her ay domino falına baktıran bir kişiler içinde, tuttukları kayıtlar neticesine göre tutan kişiyle alakalı enteresan veriler elde edilmiştir.

Çay falı ayrıntıları

Salı, 13 Mayıs 2008

Çayınızı demleyin ve sonra falınıza bakın Antik Çin Falı´na hoş geldiniz

Günümüzde çay falı, kahve falı ile oldukça büyük benzerlikler gösteren bir fal çeşididir. Bu falda da aynı kahve telvesi gibi, bardak veya fincan dibinde kalan çay artıklarının oluşturduğu semboller doğrultusunda yorumlanır. Tıpa tıp kahve falında olduğu şekilde, bardak veya fincan, bir tabak yardımı ile ters çevrilme şekli ile bakılır. Kahve falında uygulanan aynı işlemler ve şekiller bu fal için de geçerlidir.

Fakat çay falı, gerek halk arasında tutulmaması, gerek de bakılış yönünden insanlara çekici gelmemesi bakımından çok az kullanılan bir yöntemdir. Günümüzde pek çok kişi böyle bir falın varlığından bile haberdar değildir. Gene de arada sırada bazı yerlerde bakıldığı olmaktadır. (more…)

Bakla falınıza bakın.

Salı, 13 Mayıs 2008

BAKLA FALI TARIHI: Kökeni Hindistan’a dayanan bir degisik çesidi olan Bakla Fali , Avrupa’ya çingeneler kanaliyla yayilmistir. Bakla fali çesitli boyutlardaki bakla, fasulye vb. hububat türlerinin kurutulmuslari ve küçük, degisik ebatlarda renkli taslarla bakilan, kökü çok eskilere dayanan bir faldir. Genellikle çingene kadinlarinin baktiklari bakla fali, yayginlik bakimindan çok bilinen bir fal türü olma özelligini de tasir. Fala bakmak için yer, zaman, ortam önemli degildir. Her an her yerde bakilabilir ve çok fazla bir kurali da yoktur. Falin bakilacagi malzemeye dokunmak ve ardindan da niyet tutmak ilk sartidir

Fal malzemesine dokunan, fali bakilacak kisinin ruhsal enerjisi, parmaklardan ve avuçlardan bakla tanelerine geçer. Bu hal fal taneleri üzerinde manyetik bir alan olusturur. Falci bu bakla tanelerini hafifçe atarak onlarin yere saçilmalarini saglar. Bu saçilma esnasinda taneler, alanin titresim sinirlari dahilinde bilgi simgelerine göre bir dizilis yaparlar. Bundan sonrasi falcinin tele kinetik gücüne dayanmaktadir. O sirada da etkin bir durumda olan bu güç, sahis, tutulan niyet ya da niyetteki olay ve sahis’lar adina ruhsal alemle baglantiya geçerek, simgelerle baktiran kisinin zihni arasinda telepatik baglantiyi saglayarak fali yorumlar. İste bu esnada fal bakan kisinin yanlis kanala girmesi ile yorumlamada yanlis bilgi vermesi baktiran kisiye yanlis bilgi aktarilmasina sebep olabilir. Bakla fali çingeneler tarafindan çok fazla ayaga düsürülmesi neticesinde de rasyonalistlerin dedigi gibi basit bir iki tanenin insan yasamini nasil etkileyebilecegi süphesi, onu pek fazla itibar edilmeyen bir fal sinifina sokmustur. Yine de insanlar ara sira eglence olsun diye, bazen de zaman doldurmak açisindan sikça bakla fali baktirirlar.

BAKLA FALI: Bu falda baklanın sayısı kesin değildir. Çünkü, falcıya/bakıcıya göre değişir. Ama çoğunlukla “21 bakla” kullanılır. Ancak, falda başka şeyler de bulunur. Bunlar sevgili, murat, ve benzerlerini temsil eder.

Bakla falına arka arkaya her gün bakılmaz. Arada 3 gün geçmesi şarttır.

Baklalarla birlikte kullanılan şeyler ve anlamları:

* Yüzük ya da bir halka: Nişan ya da nikah.
* Yeşil taş ya da yeşil düğme: Dilek ya da para.
* Kırmızı taş ya da kırmızı düğme: Sevgi.
* Mor taş ya da mor düğme: Sevinç.
* Siyah taş ya da siyah düğme: Keder, üzüntü.
* Gri taş ya da gri düğme: Ayrılık ya da yol.
* Sarı taş ya da sarı düğme: Hastalık, dert.
* Kahverengi taş ya da kahverengi düğme: Düşmanlık, dedikodu.
* Mavi taş ya da mavi düğme: sevgili.
* Beyaz taş ya da beyaz düğme: Niyet sahibi, yani siz.

Fala Şöyle Bakılır: Baklalar 2 elle ya da bir kaba konularak tutulur. O sırada içinizden niyet edersiniz. Yani, öğrenmek istediğiniz şeyi söylersiniz. Bunu bir örnekle açıklayalım:

Mesela, sevgilinizle evlenip evlenemeyeceğinizi veya düşündüğünüz işin olup olmayacağını öğrenmeyi isteyebilirsiniz.

Avuçlarınızda veya kap içinde tuttuğunuz baklaları tek hareketle, ama dikkatle masanın üstüne (yere, çoğu bakıcılar gibi kucağınıza) dökün.
* Baklaları savurmayın ve olduğu gibi de yere bırakmayın!
* Atılanların aldıkları duruma bakın. Sizi temsil eden beyaz taş veya düğmenin yakınındaki taşları gözden geçirin.

Bunlar dilek/murat, sevgi ve benzeri iyi taşlarsa, istedikleriniz çabucak gerçekleşecek demektir. Ama, sizi temsil eden beyaz taş yakınında keder ve benzerleri varsa, durum değişir. O zaman, bunun sebebini anlamaya çalışırsınız.

* Kederin yakınında sarı taş varsa, hastalık yüzünden üzüntü anlamına gelir.
* Kederin yanında kahverengi taş varsa, düşmanlık veya dedikodu yüzünden üzüleceksiniz demektir.

Yani, önce sizi temsil eden taşın çevresine bakacaksınız. Ona göre yorum yapacaksınız.

* Eğer niyetiniz sevgiliyle ilgiliyse, mavi taşın çevresine de bakmalısınız. Böylece sevgilinizin kederli mi, neşeli mi olduğunu anlarsınız. onun yolda olup olmadığını da öğrenebilirsiniz.
* Sonra beyaz ve mavi taşların durumuna bakarsınız. Mavi taş hemen sizin beyaz taşın yanındaysa, bu, sevgilinizle yüz yüze gelip konuşacağınıza işarettir.
* Eğer iki taşın arasında 1 bakla varsa, bu, bir süre sonra yüz yüze görüşeceğinizi gösterir.
* Eğer arada 2 bakla varsa, birbirinizi 2 vakit sonra görürsünüz, demektir. 3 bakla varsa, bu da 3 vakit olarak kabul edilir ve ayrıca uğurlu sayılır.
* Eğer aranızda 3′den fazla bakla varsa; buluşmanız, konuşmanız biraz zor olacak, demektir. Hele bunların yanında siyah gibi kederi temsil eden bir taş varsa, o zaman buluşamamaktan dolayı ikinizin de üzüldüğü anlaşılır. Ama siyah taş sizin yanınızdaysa , buluşamamak sizi üzmeyecek demektir.

* Niyet ettiğiniz kimseyi temsil eden şey, mavi taşın yanındaysa, buluşamamaktan üzülecek olan karşı taraf olacak, demektir.

Yakına düşen diğer taşları da anlamlarına göre yorumlarsınız.

* Yüzük, nişan veya nikahı temsil eder. Tuttuğunuz kimsenin taşıyla sizin taşınızın arasındaki yüzük, kısa zamanda nişanlanacağınızı veya evleneceğinizi gösterir.

Fakat yüzük, iki taşın arasında olmasına rağmen, bunun yanında siyah taş bulunursa, bu, nikahtan önce üzüleceğinize işarettir. Evlenebilmek için bir süre uğraşacaksınız ve üzüleceksiniz, ama zamanla durum düzelecek demektir.

* İkinizin arasındaki nikah taşının yanına gri taş düşerse, bu, nişan veya nikahın bozulacağına, ayrılacağınıza işarettir.

Bunun yanında veya yakınında kahverengi taş varsa, bir düşman sizi ayıracaktır.

* Bunlar örnektir. Taşların renklerine göre anlamlarını öğrenmeli, ondan sonra yorumunu yapmalısınız.

Taşların dışında baklaların dağılışlarını da hesaba katacaksınız. Yere atılan bakla ve taşlar birbirinden ayrılacaktır.

Baklalar grup grup kalabilir:* Eğer baklalar tek tek ayrılmışsa, yani hiç birbirine değen yoksa, o zaman niyetinizin olacağı anlaşılır.
* Eğer bütün baklalar birbirine bitişik kalırsa, bazı sıkıcı şartlar yüzünden muradınız biraz gecikecektir.
* Baklaların çoğu 3′er 3′er toplanmışsa, istediğiniz çabucak olacaktır.
* Baklalar daha çok çift çift toplanmışsa, istediğiniz 2 vakit sonra olabilir.
* Baklalar 2 gruba ayrılmışsa, beklenmedik bir olaydan sonra dilediğiniz yerine gelecektir.
* Baklalar 2 gruba ayrılmışsa, kendi taşınızın yani beyaz taşın içinde olduğu kısma bakın. Baklaları 3′er 3′er ayırın. Eğer baklalardan geriye kalan olmuyorsa, muradınız hemen olacağı gibi çok da sevinirsiniz.

Geriye tek bakla kalırsa, ummadık bir değişiklik beklemelisiniz. Geriye 2 bakla kalırsa, istediğinizin olması zordur. Ama taşlar uyumluysa, o zaman bunu 2 vakit sürecek bir gecikme olarak kabul edersiniz.

ÖRNEK BAKLA FALI Baklalar yere atıldığında 2 kısma ayrılmıştır. Bunlardan birinde sizi temsil eden beyaz taş, yanında da yeşil taş bulunmaktadır. Aradaki 2 bakladan sonra sevgilinizi temsil eden mavi taş, yanında halka, yanında kırmızı taş gri taş bulunmaktadır.

Sizin bulunduğunuz taraftaki baklalar da 3′er 3′er ayrılınca, geriye bakla kalmamaktadır. Bu durumda muradınıza ereceğiniz anlaşılır. Sevgiliniz nikah düşünmektedir ve size olan sevgisi yüzünden yol yaparak 2 vakit sonra gelecek ve sizinle evlenecektir.

Baklalar yere atıldığında iyice dağılmıştır.Sizi temsil eden beyaz taşın yanında yine yeşil taş bulunmaktadır. Sevgilinizi temsil eden mavi taş iyice uzaktadır ve yanında siyah taş bulunmaktadır. Buna karşılık, sizin yakınınızda yüzük ve mor taşı görüyoruz. Bundan çıkacak sonuç şudur:

Tuttuğunuz/niyet ettiğiniz kimseden, yani sevgilinizden ayrılacaksınız. Fakat bu, sizi üzmeyecektir. Siz, başka biriyle nişanlanacak veya evlenecek, çok sevineceksiniz. Üstelik paraya da kavuşacaksınız, zengin olacaksınız. Buna karşılık tuttuğunuz kimse, sizinle evlenmemesine çok üzülecek ve uzakta kalacaktır

Çiçek falınıza bakın

Salı, 13 Mayıs 2008

Çiçekleriniz ve Kişilik analiziniz

Her nesnede olduğu gibi çiçekler konusunda da insanların değişik tercihleri olmaktadır. Bu da her insanın kişiliklerinin birbirlerinden değişik olmasından kaynaklanmaktadır. İkiz olan kardeşler de bile bu gibi farklılıklara rastlanmaktadır. Mesela, ikizlerden bir tanesi gülü sever iken, bir diğer olan ikizler karanfili sever ve gülün kokusunu bile duymak istemez. Bu da ikiz bile olsalar kişilerin karakterlerinde olan çok küçük nüansları sergiler.

01 - 10 OCAK Çiçeğiniz: Sarı gentiyan. Sıcak yazı simgeleyen gizemli bir çiçektir. Dağ çayırlarında yetişir. Karaktere gizem katmaktadır. İçe kapanıklık ve suskunluğun nedeni basit bir çekingenlik de olabilir. Bu simgede doğan insan inatla amaçlarına ulaşır. Soğuk havalarda sağlığına dikkat etmelidir.

11 - 20 OCAK Çiçeğiniz: Deve dikeni. O hiç kimsenin dikkatini çekmez. Bu nedenle o sürekli kendi kendiyle uğraşır. Bu karakteri deve dikeninin gerçek kişiliğinin saklanmasına neden olur ve insanlar onun bir önemli özelliğini iyi kalpliliğini fark etmezler. O iyi bir dosttur ve ailesine düşkündür. Çok çalışkandır. Verilen bütün işleri yerine getirir. Ama çok çalışmak bir yana sağlığına dikkat edip, dinlenmesini de bilmelidir. Bu insanlarda hipertansiyon görülebilir.

21 - 31 OCAK Çiçeğiniz: Ölmez çiçek. Bu insan ciddi birisidir. Modayı yakından takip eder. Çekiciliği ile etrafındakileri kıskandırabilir. Enerji dolu olduğu için zorluklarla başa çıkabilir ve kötü niyetli insanlarla savaşıp onları yenebilir.

01 - 10 ŞUBAT Çiçeğiniz: Ökse otu. Bu işaretin bayanı aşırı meraklı ve hafif hareketleri ile dikkat çeker. İnsanları baştan çıkarmak onlar için en basit iştir. Bu işaret altında doğan erkekler spor, vücut geliştirme, karate, tenisle uğraşarak popülariteye ulaşırlar. Ayrıca, bu insanlar sporla uğraştıkları için sağlıklı olur ve kolay hastalanmazlar .

11 - 19 ŞUBAT Çiçeğiniz: Güzelavratotu. Bu işarette doğan kadınlar gerçek güzeldirler. Aynı zamanda ciddiyetlerini korurlar. Onlara yaklaşmak kolay bir iş sayılmaz. Erkekler yakışıklı olmasalar da usanmadan çalışırlar. Bu şekilde amaçlarına ulaşmasını da iyi bilirler.

20 - 28 ŞUBAT Çiçeğiniz: Küstümotu (mimoza) Bu insanlar hassasiyetleri ile diğerlerinden seçilirler. Mimoza insanı yaptığı iş değerini bulamazsa gerçekten acı çeker. Bu insan ona verilen işi neyin pahasına olursa olsun yerine getirir. Bu yolda gerekirse kendi sağlığını feda eder. Ama sonuç olarak da bir değerlendirme, bir aferin duyma ihtiyacı hisseder. Kalp krizi ve ülser kaçınılmaz hastalıklardandır.

01 - 10 MART Çiçeğiniz: Haşhaş. Onun güzelliği herkesi büyüler. Bu insanın ağına yakalanmak kolay, ordan çıkmak oldukça zordur. Onun yolu çok engebelidir. Haşhaş insanı kendi güçlerine inanmalıdır, ancak bu şekilde başarılı olur. Et yemeklerinden uzak durması tavsiye edilir. Sebzeler onun için vitamin kaynağı ve iyi moral deposudur.

11 - 20 MART Çiçeğiniz: Zambak. Zarif bir insandır. Zambak bir ay çiçeği olduğu için, sırları ancak yarım ay olduğu zaman ortaya çıkar. Her şeye rağmen Zambak nasıl mutlu olacağını iyi bilir.

21 - 31 MART Çiçeğiniz: Yüksükotu. Bu işaretin sarı ve solgun çiçeklerine rağmen, bu işareti taşıyan insanlar kararlı bir kişiliğe sahiptirler. Kafaları bir makine kadar hızlı ve dakik çalışır. Yaşamın en zor dönemlerinde bile hızlı bir çözüm bulmak onlar için zor değildir. Hiçbir zaman kendilerini kaybetmezler. Bir az sinirlidirler. Baş ağrıları çekebilirler.

01 - 10 NİSAN Çiçeğiniz: Manolya. Dürüsttür, her zaman birinci olma isteği en belirgin özelliğidir. Sosyal ilişkilerinde başarılı sayılmaz. Çünkü insanların tavsiye ve önerilerine asla kulak asmaz.

11 - 20 NİSAN Çiçeğiniz: Ortanca . O iyi kalplidir, cömerttir. Bazen fazla iyi davranır, elinde ne varsa hepsini çevresindekilere vermeye çalışır. Bu huyu bazen yakınları tarafından iyi karşılanmaz.

21 - 30 NİSANÇiçeğiniz: Dahlia. O azamici bir kişilik taşımaktadır ve bu huyu amaçlarına ulaşmakta onu engelleyebilir. Dahlia insanı başkalarından çok kendine ve kendi gücüne güvenmelidir. Bu durum sadece iş için değil, özel hayatında da geçerli olabilir.

11 - 21 MAYIS Çiçeğiniz: İnci çiçeği. Cömert ve iyi kalplidir. Menfaatçi insanlar tarafından acımasızca kullanılmaya yatkındır. İnci çiçeği kadınına iyi bir koruyucu gerekebilir. İş konusunda bu insanlar fazla sorunlar yaşamamaktadırlar. Ani değişiklikler sinirlerini olumsuz etkileyebilir.

11 - 21 MAYIS Çiçeğiniz: Semiz otu. Kolay güvenemeyen, tehlikelerden sakınan, her zaman darbe bekleyen, hatta sevdiği insana karşı bile dikkatli ve tedbirli olan bir insandır.

22 - 31 MAYIS Çiçeğiniz: Papatya. Bu gelenekseldir: seviyor-sevmiyor. İnsanlar tarafından zor anlaşılsa da onları kendine çekmeyi başarmıştır. Güzel bir dış görünüşe sahip olmalarına rağmen bu insanlar, yaşamlarını rekabet uğruna masa başında geçirmeye hazırdırlar. İş tutkularının nedeni spora olan merakları da olabilir.

01 - 11 HAZİRAN Çiçeğiniz: Çançiçeği Sabit karakterlidir. Her hangi bir değişiklik onu korkutabilir, üzebilir. İyi bir aile ve iyi bir iş sahibi olursa bu kişiliği yüzünden fazla zarar görmez. En sevdiği ulaşım aracı, örneğin iş gezileri için tercih edebileceği araç trendir. Uçak mı? Asla!

12 - 21 HAZİRAN Çiçeğiniz: Krizantem. Sakin ve sessizdir, evde oturmayı sever, tedbirlidir, gözlemcidir. Olaylarda dedikoduculuk rolünü üstlenmeye bayılır. Amaçlarına ulaşır.

22 HAZİRAN - 1 TEMMUZ Çiçeğiniz: Lale. Lale erkeği şüphesiz Don Juan’dır. Hiçbir şeyi umursamaz. Lale kadını enerjiktir. Kendine güveni sonsuzdur. Bu kadınların eşleri mutsuz olurlar.

2 - 12 TEMMUZ Çiçeğiniz: Nilüfer Su, hava ve toprak - üçü bir arada. Çok değişken bir kişiliğe sahiptir. Yaşam onun için kolaydır. Zorlukların üstesinden gelir. Sıkıntılarından çabuk kurtulabilir.

13 - 23 TEMMUZ Çiçeğiniz: Menekşe Herkesin gözleri onun üzerindedir. Genelde gölgede saklanır. Ama gerekirse güneşe çıkar ve ihtiyacı olan şeyi elde eder. Hafife alınmamalıdır!.

24 TEMMUZ - 02 AĞUSTOS Çiçeğiniz: Yaban gülü. Dikenlidir. Çıplak elle tutulamaz. Tabii bu dikenler onun iyi korunmasını sağlar. Kendini iyi savunur ve koşullara ayak uydurmasını bilir.

03 - 12 AĞUSTOS Çiçeğiniz: Ay çiçeği. Kendi yerini güneşin altında bulmuştur. Başarılar onun gözlerini kapatamaz.

13 - 23 AĞUSTOS Çiçeğiniz: Gül Çiçeklerin kralıdır. Başka insanlar her zaman gül insanını kıskanırlar. Onun aleyhine entrikalar düzenlenir, onu yerinden koparmak için planlar yapılır, komplolar kurulur. Gül hatalı değildir. Ama bütün zamanlarda kendi erişilmezliğini korumak güçtür. Sağlığına dikkat etmeli ve fazla yorulmamalıdır.

24 AĞUSTOS - 02 EYLÜL Çiçeğiniz: Hezaren (delphinium) Kendine sert davranır, yabancılara ise tolerans tanır. Çok zeki olduğu söylenemez. Bu nedenle zorluklarla karşılaşabilir. Kendine uzatılan yardım elini kabul etmelidir.

03 - 11 EYLÜL Çiçeğiniz: Karanfil Karanfil insanı çok sabit fikirlidir. Çevresindekiler bundan rahatsızlık duyabilirler. Ama o yenilmezdir, her zaman doğru yolu seçer ve inatla yolunda durmaya devam eder.

12 - 22 EYLÜL Çiçeğiniz: Saray patı (aster) Saray patı sonbaharın hüzün ve kederini kapatmaya çalışır. Saray patı insanı etrafına neşe saçar. Maalesef bazen insanları neşelendirmekle gecikir. Bu insanlar iyi yönetici olabilirler.

22 EYLÜL - 03 EKİM Çiçeğiniz: Funda Bu insanlar zarafetleri ile dikkat çekerler. Onlar işlerinde uzmandırlar. Kendi altın ellerinin değerini bilirler. Funda iyi bir dosttur. Arkadaşını kötü günde yalnız bırakmaz.

04 - 13 EKİM Çiçeğiniz: Kamelya (Japon gülü) Hoş bir dış görünüşe sahiptir. Sakin ama korkusuzdur. Hareketlerinde çocuksuluk sezinlenir. Sanata yatkınlıkları vardır.

14 - 23 EKİM Çiçeğiniz: Leylak Leylak şafağın, tazeliğin, gençliğin simgesidir. Çalışkan bir insan olan Leylak başkalarına da yardım etmekten zevk alır. Kıskanç iş arkadaşların dikkate almamalıdır.

24 EKİM - 2 KASIM Çiçeğiniz: Freesia Korkusuz, inatçı kişilikleri bazen zarar verebilir. Bu işaretin insanları çok sevimli ve sempatik olurlar. Bu sayede işlerinde de ilerleme gösterirler. Bir az diplomatik davranmalıdırlar.

3 - 12 KASIM Çiçeğiniz: Orkide Orkide insanı gizemli ve anlaşılmaz kişiliği ile dikkat çeker. Şüphecidirler. Çevrelerindeki insanlara karşı dikkatli yaklaşırlar. Sabırla, çalışarak istediklerini adım adım elde ederler.

13 -22 KASIMÇiçeğiniz: Peony Peony insanı sağlığı için endişelenmeyebilir. Her koşula dayanıklıdır. Tabii işinde çok çalıştığı zamanlarda ara vermeli, dinlenmelidir. Bir az daha tutumlu olmalıdır. Ve planlarında savurgan davranmamayı öğrenmelidir.

23 Kasım - 2 ARALIK Çiçeğiniz: Glayöl (Gladiolus) Glayöl insanı özel yetenekleri ile diğerlerinden farklı olmasa da, çok çalışkan ve başarılıdır. İyi yönetilirse çok şey elde edebilir. Ancak kendini övmekten hoşlanır.

3 - 12 ARALIK Çiçeğiniz: Keklik otu. Sıcağın sembolüdür. Tazeliği ve rüzgarı sever. Dikkat merkezinde olmaya bayılır. Maymun iştahlılığı ile bazen sınırları geçebilir. İşte bir eleştiri alırsa hemen savunmaya geçer ve sıyrılmayı başarır.

13 - 22 ARALIK Çiçeğiniz: Lotus Temizlik sembolüdür. Asya insanları için çok şey ifade eder. Buralarda sadece egzotik açıdan değerlendirilir. Lotus insanı zevklidir, amaçlarına kolay ulaşır. İnsanlarla ilişkilerinde daha esnek davranmalıdır.

23 - 31 ARALIK Çiçeğiniz: Akça Bu işaret altında doğan insanlar iyi arkadaş, dost olurlar. Güvenilirdirler. Sakin ve öfkelenmeyen kişilikleri var. Onları kızdırmak zordur

Sanal Kahve Falı

Salı, 13 Mayıs 2008

Sanal Kahve Hazırlanışı;

Tercihen yapilacak kahve,sekerli kahve olmalidir,kahve yeterli seviyede kaynatildiktan sonra genis agizli dik fincanlara yavas bir biçimde köpüklü olarak dökülür. Ancak fincandaki telveyi cok az döküpte pintilik yaparsak az yada çok olur ise sekiller meydana gelemezler, telve sekillerin meydana gelmesine yetecek kadar bir miktarda olmalidir, kisacasi ne az, ne de çok olmalidir.

Kahve fincandan hep ayni yerden içimasine dikkat edilmelidir, fincanda içilen kahvenin telvesi ne sulu, nede kuru birakilmalidir. Niyet tutulduktan sonra fincan tabaga ters olarak bir kerede çevrilmelidir. Fincan, tabak soguyunca yavas bir biçimde kaldirilir, önce fincana sonra tabaga bakilmalidir, ancak dikkat edilecek hususlardan birisi de fincana birden fazla bakilmamalidir. (more…)

Gezegenler ve Astroloji

Salı, 13 Mayıs 2008

Gezegenler Hakkında Genel Bilgi
Güneş

Yönettiği burç : Aslan
Güçlü olduğu burç : Koç
Güçsüz olduğu burç : Kova
Zararlı olduğu burç : Terazi

Kişinin enerji birikimini ve yaratıcılığını nasıl kullanıp geliştirdiğini belirler.Güneş doğum haritasındaki hareket ve yaratıcı enerjinin kişi tarafından nasıl ortaya konduğunu bulunduğu burç belirler.Oluşturduğu bakış açıları bu enerjinin hangi alanlarda olumlu çıkışlar yapabileceğini,hangi alanlarda uyumsuzluk ve engellerle karşılaşacağını gösterir.Güçsüz konumda olması yada bakış açısı oluşturmaması yerine sert etkiler alması daha iyidir,çünkü böyle bir güneş yanlışlarından alacağı derslerle kişinin olgunlaşmasına yardım eder. (more…)

Tarot nedir?

Salı, 13 Mayıs 2008

Kökeni tam olarak bilinmeyen tarot’un gerçek tarihçesi aynı kartlarının anlamları kadar gizlidir. Eski Mısır büyülerinden başlayarak egzotik çingenelerin fallarıyla günümüze kadar taşınmış olan Tarot, bizim için en az sembolleri kadar bir muamma olarak kalmıştır.

Tarot destesinde 78 resimli kart bulunur. Kişisel araştırmanın komplike hali olan Tarot, bilgiye ulaşmak için kutsal bir yoldur. İnsan karakteri ve hayat tecrübesini yansıtır. Tarot kartlarından ilk 22 kart Büyük Arkana (Major Arcana=büyük gizem), kalan 56 kart ise Küçük Arkana (Minor Arcana=küçük gizem) olarak tanımlanır.

Gizemli Büyük Arkana’nın 22 kartını oluşturan çarpıcı imgelerde, eski dinlere ve eski öğretilere görsel göndermeler vardır. Bunlar, ruhu, enerjiyi, kişisel görünümü, sahip olduğumuz psikolojik düzenleyicileri, ve gelişme potansiyelimizi temsil eden kartlardan oluşur.

Küçük Arkana (Minor Arcana) ise dört seriden oluşur ve günümüzde kullanılan oyun kağıtlarının oluşturulmasında esinlenilen deste olarak kabul edilir. Bunlar, daha çok günlük sayılar ve mücadeleler, dış ilişkiler, başarılar ve diğer günlük aktiviteleri içerir.

Küçük Arkana, kısa vadede gelişmeleri yorumlamada önem kazanırken, büyük arkana daha geniş bir bakış açısını mümkün kılar. Bu 78 karttan oluşan deste, belli bir düzene göre açılır ve sonra yorumlanır. Kartların bu yerleştirme düzenine açılım, yayma veya plan adı verilir. En yaygın kullanılan Tarot açılımı Kelt Haçı veya Keltik Çapraz’dır.

En beğenilen açılımlarımızdan biri olan Aşıklar tarotu’nda 22 Büyük Arkana kartı aşk ve ilişkiler hakkındaki sorularda odaklanmak üzere özel olarak tasarlanıp yorumlanmıştır.

Kaderiniz, dilediğinizce şekillendirip tadını çıkarabilmeniz için kendi ellerinizdedir. Kartlar önüne geçilmez akıbetler ortaya sermez. Koşullarınızı ve yapmanız gereken değişiklikleri belirterek size yol gösterir.


Hot Actress Pictures | NBA Pictures | flower pictures | car pictures | animal pictures | Football Wallpapers | Hot pictures gallery |
eXTReMe Tracker